ÖZEL GÜNDEM

Tek odalı evde yaşayan çift, yardım bekliyorİZMİR’de kağıt toplayarak geçimini sağlarken 4 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu yüzde 41 fiziksel engelli hale gelen Veli Oruç (62), yüzde 50 zihinsel engelli eşi İnci Oruç ile bir binada tek odalı evde yaşam mücadelesi veriyor. Çift, hayırseverlerden yardım bekliyor.Geçimini kağıt toplayarak sağlayan Veli Oruç, zihinsel engelli eşi İnci Oruç ile İzmir’in Konak ilçesinin İkiçeşmelik semtindeki bir binada tek odalı evde yaşıyor. Odanın ortasına kurulu kömür sobası ve belediyenin verdiği iki yatak ile küçük bir buzdolabının dışında mobilyanın olmadığı odanın duvarları rutubetten dökülmüş durumda. Beş yıl önce Yeşilyurt semtinde çöpten kağıt toplarken TIR’ın çarpması sonucu bel kemiği çatlayan ve sol omuz kemiği zedelenen Veli Oruç, yüzde 41 engelli kaldı. Mahkemeyi kazansa da sigorta şirketinin tam teşekküllü bir hastaneden istediği rapora 200 TL veremediğinden, kaza sonrası maddi kazancı olmadı. Ayda 500 TL özürlü maaşı ile geçinmeye çalışan çift, hayırseverlerden yardım bekliyor. Ağrılardan uyuyamayan Veli Oruç, engelli olmasına rağmen çöpten kağıt toplamayı sürdürüyor.Geçirdiği trafik kazası sonrası beyin travması nedeniyle yüzde 50 engelli olan eşi İnci Oruç, ‘Yarı aç, yarı tok yaşıyoruz. Ev, eşya istiyoruz. Anne ve babamız yok, kimsemiz yok. Akrabalarımızın hepsi farklı şehirlerde, hepsi kendi işinde gücünde. Bize yardım eden yok’ sözleriyle destek istedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Evin dışından görüntü-Odanın içinden genel ve detay görüntüler-Tek odalı evde Veli ve İnci Oruç’tan detay görüntüler-Veli Oruç ile röp.-İnci Oruç ile röp.Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR, ========================2 bin 600 yıllık antik yolun taşları puzzle gibi yeniden birleştiriliyorİZMİR’de 2 bin 600 yıllık olduğu belirlenen ve Menemen- Aliağa- Çandarlı Otoyolu ile kesişen Neonteikhos Antik Kenti’ne giden tarihi yolun korunması amacıyla hazırlanan proje kapsamında köprü yapılmasına karar verildi. Köprünün inşası nedeniyle tarihi yol kaldırıldı. Köprünün tamamlanmasının ardından, o dönemdeki teknik ve yöntemler kullanılarak antik yolun eski yerine konulması için çalışmalara başlandı. Yolun taşları, puzzle gibi yeniden birleştiriliyorİzmir’de Menemen- Aliağa-Çandarlı Otoyolu’nun yapımı, önemli bir tarihi kalıntının da gün yüzüne çıkmasını sağladı. Otoyol güzergahının Menemen ilçesine bağlı Yanıkköy mevkisinde bulunan Neonteikhos Antik Kenti yakınından geçmesi nedeniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü ortak bir proje hazırladı. Çevredeki vatandaşların kullandığı antik yol, çalışmalardan dolayı kaldırıldı. Yoldaki taşların her birinin köşesi, kenarı ve kotlarının rölevesi alındı. Bu arada tarihi yolun havadan fotoğrafları çekildi, çizimleri yapıldı. Ardından köprünün inşası başladı. İmalat sonrası köprünün üst ve yan bölümleri toprakla kapatılarak, yolun alt kısmına 90 metrelik çelik köprü yapıldı. İsmini de tarihi alandan alarak ‘Neonteikhos Antikyol Çelik Üstgeçit Köprüsü’ olarak adlandırılan antik yolun, köprünün tamamlanmasıyla birlikte eski haline getirilmesi için antik dönemdeki aynı teknik ve yöntemler kullanılarak çalışma başlatıldı.Kurtarma kazılarında 35 arkeolog ve restoratör, 450 işçi ile 35 de Müze Müdürlüğü uzmanı görev aldı. Çalışmalar sırasında yolun etrafında 986 tarihi kalıntı bulundu. Buradan çıkarılan eserlerin, İzmir Müze Müdürlüğü laboratuvarında restorasyon ve konsarvasyon çalışmaları devam ediyor. Yine çalışmaların yapıldığı bölgede 450 mezar olduğu belirlendi.’ÇOK SAYIDA TARİHİ ESER ORTAYA ÇIKTI’İzmir Müze Müdürü Hünkar Keser, yol yapılmadan önce de bölgede bir antik varlığın bulunduğunu bildiklerini, ancak bu kadar nitelikli bir şehir yapısının, bu kadar nitelikli bir yolun ortaya çıkacağı tahmin etmediklerini söyledi. Hünkar Keser, şöyle konuştu: ‘Bu alanda gördüğümüz yapıların, mezarların ve antik yolda ilk inşaat tarihi milattan önce 6’ncı yüz yıl. Sondaj sonuçlarına göre alandaki arkeolojik varlığın yoğunluğundan dolayı kazılar, kurtarma kazılarına dönüştürüldü. Buradaki antik yolun her bir taşının rölevesi alındı. Konumu projelere işaretlendi. Çevresinde bulunan yaklaşık 450 mezar ile birlikte bir proje oluşturuldu. Karayolları Müdürlüğü’nün desteği ile milattan önce 6’ncı yüzyıla ait olan yolumuzun, yerine yeniden konma çalışmaları başladı. Yolun etrafında da 450 mezar aynı şekilde yeniden yerine konulacak. Kazılar sırasında milattan önce 6’ncı yüzyıldan başlayarak, milattan sonra 6’ncı yüzyıla kadar çok sayıda eser ortaya çıktı. Bu eserlerin 450 kadarının 2021 yılında teşhir planlamasını yapıyoruz. Çalışmalar bittikten sonra yeniden teşhire açacağız ve insanlara bunları tanıtacağız.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Antik Yol’dan görüntü-Yolda yapılan çalışmalardan görüntü-Yapılan çelik köprüden görüntü-Alanın drone ile görüntüsü-Müze Müdürü Hünkar Keser ile röp. -Genel ve detay görüntüHaber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, =========================Kemik hastalığı olan Hüseyin, yardım bekliyorTEKİRDAĞ’ın Malkara ilçesinde, ‘femur başı aseptik nekrozu’ adı verilen kemik hastalığı tanısı konulan Hüseyin Kaya (10) ve ailesi, tedavi için yardım istedi. Baba Mustafa Kaya, çocuğunu 2 yıldır hastanelere götürdüğünü ve bir sonuç alamadığını belirterek, ‘Bizlere ‘7- 8 ay sonra tekrar gelin’ diyorlar. Çocuğum gözümün önünde günden güne eriyor’ dedi.Malkara’nın kırsal Ballısüle Mahallesi’nde çiftçilik yapan Mustafa Kaya (43) ve Şengül Kaya (38) çiftinin 3 çocuğundan en küçüğü Müstecep İlkokulu özel eğitim sınıfı 5’inci sınıf öğrencisi Hüseyin Kaya, 2 yıl önce vücudundaki ağrılar nedeniyle ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Burada yapılan tetkiklerde, küçük Hüseyin’e, bir çeşit kemik hastalığı olan ‘femur başı aseptik nekrozu’ teşhisi konuldu.’OĞLUM GÜNDEN GÜNE ERİYOR, ÇOK ACI ÇEKİYOR’Çocuğunun günden güne gözlerinin önünde eridiğini belirten ve gözyaşları içinde yardım isteyen baba Mustafa Kaya, ‘Oğlum Hüseyin’i 2 yıldır hastanelere taşıyorum, bir çare bulamadık. Bizlere ‘7- 8 ay sonra tekrar gelin’ diyorlar. Çocuğum gözümün önünde günden güne eriyor. Hastalığı gece yattığında beline de vuruyor ve o yüzden oğlum uyku da uyumuyor. Okuluna çok zor gidiyor. Maddi durumum iyi değil. Buradan Sayın Sağlık Bakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bütün devlet büyüklerimize sesleniyorum. Bize kucak açsınlar. Çok mağdur durumdayız. Sayın devlet büyüklerimden, çocuğumun sağlık problemini çözsünler istiyorum. ‘Çürüme yapmış, erime yapmış’ dediler. Hep ‘7 ay sonra gel’ diyorlar. Hüseyin’imin sağlık problemi çözülsün artık. Hüseyin’im yürürken de çok güçlük çekiyor. Ben böyle bir hastalık görmedim. Oturduğu zaman kalkamıyor. ya taburede ya da sandalye de oturması gerek’ dedi.Anne Şengül Kaya ise yetkililerden yardım etmelerini isteyerek, ‘Oğlumun kemik erimesi var. Bacağı tutuluyor, oturduğu yerden kalkamıyor. Okuluna gitmekte çok güçlük çekiyor. Her gün gözümün önünde oğlum eriyip gidiyor. Maddi durumumuz yok. Yetkililerin bizlere yardım etmesini bekliyoruz’ diye konuştu.’DOKTOR OLMAK İSTİYORUM’İyileşmek istediğini belirten Hüseyin Kaya ise, ‘Okuyup doktor olacağım. Okumak istiyorum. Ama çok ağrılarım var. Bana bir çare bulsunlar. Ben iyileşmek istiyorum’ ifadelerini kullandı.Ballısüle Mahallesi Muhtarı Nedim Kolbural, ailenin maddi durumunun iyi olmadığını belirterek, ‘Benim bildiğim 2 senedir hastanelere gidip geliyor. Ama gördüğümüz kadarıyla pek bir düzelme yok. Mustafa Kaya’nın maddi durumu da iyi değildir. Bizlerin de bazen yardımlarımız olsa da yetmiyor. Devlet büyüklerinden arkadaşımıza bir el uzatsınlar istiyoruz. Mustafa Kaya’nın 3 tane oğlu var. Okula gidiyorlar, ama maddi konuda çok zorlanıyorlar. Hüseyin’in kalça ve vücudunun belli kısımlarında çürümeler var. Bizler de gördük’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Baba Mustafa Kaya’nın konuşması-Anne Şengül Kaya’nın konuşması-Ailenin çocuğu Hüseyin Kaya’nın konuşması-Mahalle Muhtarı Nedim Kolbural’ın konuşması-Hüseyin’in okuldan gelişi ve babanın çocuğunu serviste karşılaması-Ailenin yaşadığı tek katlı evden detay-Anne ve babanın ağlayarak yardım istemesi-Hüseyin’in vücudundaki bazı bölgelerindeki morluklar-Hüseyin’in yardım istemesi ve el sallamasıHaber-Kamera: Murat YAYIN/MALKARA(Tekirdağ),==========================Antalya’da iki garip ‘acil toplanma’ alanıANTALYA’da, afet ve acil durum toplanma alanı olarak işaretlenen iki yerin küçüklüğü ve yüksek binaların arasında yer alması dikkati çekiyor. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, ‘İlan edilen iki yer trajikomik bir alan olmuş. Böyle bir yer olamaz, olmamalı’ dedi.Her depremden sonra hatırlanan ‘afet ve acil durum toplanma alanı’na yönelik Antalya’daki iki örnek, dikkati çekiyor. Her gün yüzlerce hastanın kullandığı Antalya Atatürk Devlet Hastanesi’ndeki acil toplanma yeri, etrafı demir bariyerle çevrili bir ağacın etrafı olarak gösterildi. Ortasında bir ağacın da yer aldığı toplanma yeri, yaklaşık 8 metrekareden oluşuyor. Dikkati çeken ikinci toplanma alanı ise Cengiz Toytunç Caddesi üzerindeki Antalya Kültür Sanat (AKS) Merkezi ile yanında yükselen iş merkezi arasında kalan yaklaşık 15 metrekarelik alan.ANTALYA’DA 967 TOPLANMA ALANI VARBelediyelerin toplanma alanı olarak gösterdiği, afet ve acil durum müdürlüklerinin onay verdiği alanları değerlendiren İMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, bu alanların herhangi bir afet sonrasında insanların kendilerini güvende hissedebileceği, yakınları ile haberleşebileceği, yakın çevresindeki insanlarla buluşabileceği ve her türlü yaşamsal ihtiyacını giderebileceği alanlar olması gerektiğini söyledi. Su, tuvalet ve barınma ihtiyaçlarını giderebilecek alanların toplanma alanı olarak seçilmesi gerektiğini savunan Balcı, ‘Antalya’da 19 ilçede 967 acil toplanma alanı belirlenmiş. Ama önemli olan sayı değil, kişi başına düşen metrekaredir. 4 ya da 5 ilçemizde kişi başına metrekare sayısı yeterli değil. Kişi başına en az 2 metrekare düşmesi gerekmektedir’ dedi.TRAJİKOMİK BİR ALAN OLMUŞAntalya’daki söz konusu iki alanın da bu toplanma yerlerine uygun olmadığını vurgulayan Balcı, ‘Esasında birçok yer uygun değil. Bu tür yerlerin belediye, AFAD ve meslek odalarıyla beraber tek tek belirlenmesi gerekiyor. Bir yerin sadece acil toplanma alanı ilan edilmesi yetmiyor. Şu anda önünde bulunduğumuz Cengiz Toytunç Caddesi’ndek yer trajikomik bir alan olmuş. Böyle bir yer olamaz, olmamalıdır. Kaç insan burada toplanabilecek. Toplanan insanlar burada hangi ihtiyaçlarını giderecek, bunları sorgulamak lazım. Nasıl buralar ilan edilmiş, birinin bunu açıklaması lazım. Yüksek binaların yanında toplanma alanları oluşturulamaz’ dedi.OKULLAR TOPLANMA ALANLARI İLAN EDİLMELİİMO olarak tüm okulların bahçeleriyle birlikte afet toplanma alanları ilan edilmesini önerdiklerini dile getiren Balcı, okul bahçelerinin yeteri kadar alana sahip olduğunu düşündüklerini söyledi. Balcı, ‘Okulların fiziki şartları barınma, su ve tuvalet ihtiyaçlarını giderebilecek nitelikte. Birçok kentte afetlere gereken ilgiyi göstermiyoruz, sanırım bunda kadercilik anlayışı var. Afetin ne zaman ve nasıl olacağı belli değil. Bir an önce bu konu üzerine düşülmelidir’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Hastane dış planAcil toplanma alanı tabelaAlandan geçenlerden görüntüToplanma yeri tabelasıHastane genel planToplanma alanı havadan görüntüBinalardan genel görüntüAtatürk Devlet Hastanesi tabelasıRöp: Sokak arasındaki toplanma alanıDetaylarHaber: Hasan DEMİRBAŞ-Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA, ============================Çalamadıkları güvercinleri yaktılarADANA’da tarım arazisinde güvercin besleyen İzzet Koçak’ın (51) kümesine giren hırsızlar, 80 bin değerindeki 20 güvercini çaldı. Oksijen kaynağıyla dolabı eritmeye çalışırken 30 güvercini de yakan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.Olay, 28 Aralık’ta merkez Sarıçam ilçesi Boynuyoğun Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, kendisine ait bir tarım arazisinde ahşap ve demirden yaptığı kümeste yıllardır güvercin besleyen, hayvan yemi satıcısı İzzet Koçak’ın güvercinlerini çalmak için gece saatlerinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler araziye geldi. Kümesin demir ve sacdan oluşan kapısında büyük bir delik açan hırsızlar, daha sonra kafese girip ahşap dolaplarda bulunan 20 güvercini çaldı. Bir demir dolaptaki 30 güvercini de almak isteyen hırsızlar, oksijen kaynağıyla kalın sacı kesmeye çalışırken güvercinleri yaktı. Güvercinler yanınca hırsızlar, çaldıkları hayvanları yanlarına alıp kaçtı. Ertesi sabah güvercinlerini beslemek için kümese gelen Koçak, gördüğü manzara karşısında yıkıldı. Koçak’ın ihbarı üzerine polis ekipleri hırsızların yakalanması için kümeste inceleme yaptıktan sonra çalışma başlattı.’BURADA YAŞANAN VAHŞETTİR’Güvercinlerinin çalınması yerine yakılarak öldürülmesine çok üzüldüğünü dile getiren Koçak, ‘Demir dolabı oksijen kaynağı ve hiltiyle açmaya çalışmışlar. Beceremeyince yakmışlar. 30 güvercinim yanarak bazıları ise dumandan etkilenip ölmüş. Demir kapı, 20 santimetreden kalındı. Uzun süre uğraşmışlar. Burada yaşanan bir vahşettir. Böyle bir şey olamaz. Çalmalarını bir kenara bırakıyorum ama yakmak nedir? Keşke demir yerine daha kolay açılan bir dolabın içerisine koysaydım. Belki alıp gitmeleri daha kolay olurdu. En azından bu yanmalarından daha iyi. Geceleri uyuyamıyorum. Keşke onları da çalsalardı da yakmasalardı’ dedi.80 BİN LİRA DEĞERİNDEYDİGüvercinlerinin kendisine dost olduğunu, yumurtadan çıktıkları ilk günden bu yana beslediğini anlatan Koçak, şunları söyledi: ‘Çalınan ve telef olan güvercinlerim yaklaşık 80 bin lira değerindeydi. Ama asıl önemli olan güvercinlerimin ölmesidir. Bu hayvanların günahı neydi, vebali ödenir mi? Polise şikayette bulundum, incelemeler yapıldı. Emniyet güçlerimizin bu canileri yakalayacaklarına inanıyorum. Burada hırsızlıktan ziyade cana kıymak var. İnsan canı ne kadar değerliyse hayvanların canı da o kadar değerlidir. Hak ettikleri cezayı almalarını istiyorum.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Yanan güvercinlerKulübeden detaylarKulübenin kapısından detaylarİzzet Koçak ile röp.Ölen güvercinlerini göstermesiGüvercinlerin yemlenmesi ve uçmasıİzzet Koçak’ın güvercinlerini beslemesiGenel ve detaylarHaber-Kamera: Can ÇELİK – Anıl ATAR / ADANA,===========================================Ödüllü ‘bio briket’ çevreyi koruyup, ev ve seraları ısıtacakANTALYA’da, Konyaaltı Belediyesi, ‘bio briket’ projesiyle kış aylarında seralarda ve evlerde kömür kullanımının ve doğaya karbondioksit salınımının önüne geçmeyi planlıyor. Şimdilik günde 1 ton bio briket üretilirken 2 milyon TL harcanıp, geliştirilecek tesisle günde 5 ton üretilebilecek.Konyaaltı Belediyesi, ‘Atık Yönetimi’ kategorisinde Uluslararası İdealkent Ödülü’nü kazandığı ‘Doğa Dostu Yakıt Briket Projesi’ ile ilçede sera ve evlerde kömür kullanılarak ısınmanın önüne geçmeyi hedefliyor. Park, bahçe ve sera atıklarını yakacağa dönüştüren proje, Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi kapsamında İdealkent Dergisi tarafından verilen Uluslararası İdealkent Ödülü’nü aldı.Konyaaltı Belediyesi’nin ilçe sınırları içindeki seralarda bulunan hasat atıkları, park ve bahçelerdeki ağaç ve çiçeklerin atıkları, her gün 15 kamyonla belediyeye ait 27 dönümlük araziye kurulu geri dönüşüm tesisinde toplanıyor. Tesis içine kurulan dev makinede atıklar önce öğütülüp, ardından içlerindeki nemin kuruması için bir kurutucu fırına giriyor. Fırından çıktıktan sonra toz halde ince bir elekten geçerek haznede biriken talaş sıkıştırılarak, oval briketler halinde makinenin diğer ucundan çıkıyor. Bu süreç boyunca makinenin harcadığı elektrik enerjisi, tesisteki güneş panellerinden karşılanıyor. Fırınlama işleminde üretilen briketlerden bir kısmı yakılarak fırının ısınması için kullanılıyor. Hiç briket yoksa burada devreye mazot giriyor. İlk ürün elde edilince mazot devreden çıkarılarak briket yeniden kullanılıyor. Fırınlama işleminde bio briket kullanımı üretim verimini, yüzde 20 düşürüyor.Konyaaltı Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Özgür Bülent Yalçın, sera ve park bahçe atıklarını depolamanın maliyetinin yüksek olması nedeniyle projenin ortaya çıktığını söyledi. Nemli olan bu atıkların önce kurutulması, ardından öğütülüp kurutulması gerektiğini ifade eden Yalçın, ‘Makinelerin çalışırken saatte 80 kw harcadığı elektrik dahi güneş panellerinden elde ediliyor. Enerji ihtiyacımız sıfır gibi bir şey. Hatta panel burayı karşılayıp ayrıca şebekeye elektrik satıyor. Belediyenin ana binasının elektrik harcamasından yüzde 20 olarak düşülüyor’ dedi.BEDELSİZ DAĞITILIYORSeralarda üretim yapan çiftçilere ve ihtiyaç sahibi ilçe sakinlerine bu bio briketleri ücretsiz dağıttıklarını ifade eden ve projeyi geliştirdiklerinin de anlatan Yalçın, ‘Hala katı yakıtla ısınan ya da seralarını ısıtmak için kullanan vatandaşlarımıza son ürünü bedelsiz gönderiyoruz. Saatte 150 kilogram, günde ortalama 1 tona kadar üretiyoruz. Bu sistemle ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı’na gidip bir sunum yapacağız. Bir proje yarışması var. O yarışmada başarı elde edersek ki 2 milyon TL’lik bir proje, eğer kazanırsak, desteği alırsak günlük üretim kapasitemizi 5 tona çıkarmış olacağız. Konyaaltı’nda seracılık yapan tüm vatandaşlarımıza yetebileceğiz ve kömür kullanımının önüne geçeceğiz’ diye konuştu.Çevre Koruma Müdürü Özgür Bülent Yalçın, bu sistemin güneş panelleri dahil maliyetinin 1 milyon TL olduğunu, bu sistemi kurarken özkaynaktan kullanmadıklarını, bir hibe projesinden yüzde 80 oranında faydalandıklarını sözlerine ekledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Toplanmış park ve bahçe atıklarının görüntüsü-Bahçe atıklarının bio briket makinasına verilmesi-Çalışan personelin görüntüsü-Kamyonla genel park bahçe atığının görüntüsü-Öğütülen bahçe atıklarının bio briket olarak çıkması-Çuval içinde bio briket görüntüsü-DHA muhabiri Alparslan ÇINAR ANONS-RÖP : Özgür Bülent Yalçın  ( Konyaaltı belediyesi çevre koruma müdürü )-DetaylarHABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,==============================Yüz kusurlarını kapatarak saç kesiyorİZMİRLİ erkek kuaförü Vedat Aslan (27), ‘Uluslararası yeterliliğe sahip stilist kuaför’ belgesini aldı ve Eurocup Turkey Milli Takımı’na seçildi. 5-6 Nisan 2020 tarihinde İtalya Roma’da düzenlenecek kuaförlük yarışmasında İzmir’i temsil edecek olan Aslan, ‘İnsanların yüzlerindeki kusurları estetik cerrahiye gerek kalmadan saç kesimiyle kapatıyorum’ dedi.İzmir’de 2006 yılında usta çırağı olarak kuaförlük mesleğine başlayan Vedat Aslan, kendisini geliştirerek 10 yıl önce kendi salonunu açtı. Eurocup Turkey Milli Takımı’na seçilip İzmir’i ve Türkiye’yi temsil etmeye hak kazanan Aslan, İzmir’de stilist kuaför belgesini alan tek erkek kuaförü olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: ‘Ben şimdiye kadar erkek kuaförlüğü sektörünü elimden geldiğince ileri taşımaya çalıştım. Yurt içi ve yurt dışında eğitimler aldım. Stilistlik, mimar, estetik cerrahı, giyim tasarımcıları, hatta psikologların dahi öğrenmeleri gereken bir metot. Şimdiye kadar belirlenmiş modelleri insanlara uyarlamaya çalıştım. Aldığım eğitimler sonucunda multistil saç kesimi işlemini hayata sokmaya çabalıyorum. İki yıl boyunca Ar-Ge çalışması yaptım ve patent aldım. İnsanların yüz biçimlerine, enerjilerine uygun saç kesimi yaptım. İnsanların yüzlerindeki kusurları estetik cerrahiye gerek kalmadan saç kesimiyle kapatıyorum. Burundaki kemer, çenedeki gıdı, çene kemiklerinin dışarıda olması, alın bölgesinin çok açık olması, göz kapaklarının düşmesi durumunda bu kusurları saç kesimiyle görünmez yapıyorum. Kişiye özel tasarımlar oluşturuyorum. Kişiler kendilerini daha rahat hissediyorlar.’Eurocup Turkey Milli Takımı iş birliğiyle 5- 6 Nisan 2020 tarihinde İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenecek olan kuaförlük yarışmasında Türkiye’yi temsil edeceğini anlatan Aslan, yaklaşık 45 ilden gerekli kriterlere sahip 15 kişilik bir ekip seçildiğini belirterek, İzmir’den yarışmaya katılacak tek kuaför olacağını söyledi ve bunun gururunu yaşadığını ifade etti.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Vedat Aslan’ın saç kesiminden detay görüntü,Vedat Aslan ile röp.Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR, ==========================Temizlik görevlilerinin sokak köpeği ile kurduğu dostluk ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesinde, sokak köpeğinin temizlik görevlileriyle kurduğu dostluk görenleri şaşırtıyor. İki yıldır temizlik görevlilerinin peşinden ayrılmayarak sokak sokak temizlik görevlileriyle birlikte dolaşan ‘Ayşe’ ismi verilen köpek ilçede de ilgi odağı oldu.Ereğli Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde görevli Orhan Yavuz ve Ayhan Eğrilmez, iki yıl önce sokakta karşılaştıkları köpeğe bakmaya başladı. ‘Ayşe’ ismini verdikleri köpek, zamanla Yavuz ve Eğrilmez’e alışarak yanlarından ayrılmamaya başladı. Temizlik aracıyla görevli oldukları mahalleye giden Yavuz ve Eğrilmez’in peşinden giden ‘Ayşe’ sevimliliğiyle ilçede de tanınır oldu. Temizlik aracının gideceği tüm bölgeyi bilen ve aracın önünden giderek çöp konteynerlerinin önünde bekleyen ‘Ayşe’, aracın ayrılmasıyla birlikte peşinden koşarak bir diğer çöp konteynerinin önünde bekliyor. Çöp toplanan alanda adeta nöbet tutan Ayşe, çöp alındığı sırada alana kimseyi de yaklaştırmıyor. Kendisine verilen mamayı yediği sırada aracın hareket ettiğini görmesi ile yiyeceğini bırakarak yola koyuluyor.İşçilerden Orhan Yavuz, Ayşe’nin tüm mesai saatleri boyunca yanlarından ayrılmayarak diğer sokak hayvanlarına karşı kendilerini koruduğunu söyledi. İlçe merkezi, Karga Mahallesi ve Orhanlar Mahallesi’nden sorumlu olduklarını belirten Orhan Yavuz, ‘Ayşe yaklaşık 2 yıldır bizimle birlikte. Sabah vardiyasından başlar 24 saat hemen hemen bizlerle dolaşır. Çöplerin nerede olduğunu biliyor. Yolda gördüğü insanlara şefkatle yaklaşır. Bizi korumaya çalışır. Yolda bize eskortluk yaparak önümüzü açar. Çöpün yanına giderek orada bizi bekler. Çöp alanında yiyecek veriyoruz. Araç hareket ettiğinde bizi takip etmek için yiyeceği bırakır. Ereğli’de bizim gittiğimiz alanları bütününü dolaşıyor.’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Çöp arabası-Çöplerin toplandığı alanda Ayşe’nin işçileri beklemesi-Ayşe’nin çöp arabasının arkasında koşması-Ayşe’nin araçtan önce gittiği çöp alanında aracı beklemesi-İşçilerden Ayhan Eğilmez’in Ayşe’ye mama vermesi-Ayşe’nin muhabiri çöp alanına yaklaştırmaması-Orhan Yavuz ve Ayhan Eğrilmez ile röportajHaber-Kamera: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),==============================Kemençe sesini duyunca yerinde duramıyorRİZE’de, Sercan Çakır (23), günlük hayatında, cadde ortasında ya da çay bahçesinde, nerede kemençe sesi duysa, kendisinden geçip, horon oynamaya başlıyor. Kemençenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Çakır, ‘Kemençe ile kendimden geçiyorum, kontrolümü kaybedip, kemençe durana kadar ben de oynuyorum. Kemençesiz, horonsuz duramam’ dedi.   Rize’de oturan Sercan Çakır, kemençe ve horon tutkusuyla, ilgi odağı oluyor. Çakır, Karadeniz müziği duyduğu her yerde, kendisinden geçip horon oynamaya başlıyor. Günlük yaşamında, cadde ortasında, çay bahçesinde, kemençe sesini duyunca, kemençe ritmine, kendine özgü sıra dışı horonla eşlik eden Çakır’ın performansı, görenlerin beğenisini topluyor. Yer zaman fark etmeden kemençe sesinin geldiği her yerde horona başlayan Çakır, kimi zaman cadde ortasında, kimi zaman ise düğün salonunda horon halkasına girip, eğleniyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntüleriyle fenomen olan Çakır, kemençe müziğinin bitmesiyle, horon gösterisini sonlandırıyor.’ELİMDE DEĞİL YERİMDE DURAMIYORUM’Horon oynamaktan büyük keyif aldığını anlatan Sercan Çakır, ‘Müziği duyduğunda kemençe sesi kulağıma ulaştığında yerimde duramıyorum, hemen horona başlıyorum. Çok eğleniyorum, mutlu oluyorum. Kemençe ile kendimden geçiyorum. Kemençe durana kadar ben de oynuyorum, kemençe bitince ben de oynama son veriyorum. Kemençe ile kendimi kaybediyorum elimde değil’ dedi.’KENDİMİ TUTAMIYORUM’Horona 10 yaşından beri ilgi duyduğunu söyleyen Çakır, ‘Küçükken kimse beni horonda koluna almazdı, şimdi ise girdiğim horon halkalarında herkes yanımda horon etmek istiyor. Kemençe sesi nerede geliyorsa orada oynuyorum. Şaşkın bakışlara hiç aldırış etmiyorum. Zaten kendimi tutamıyorum, ister istemez oynuyorum. Müziği kapattıklarında yoluma devam ediyorum. Gittiğim düğünlerde insanlar yoruluyor, horon halkasından çıkıyor, sonra tekrar giriyor ama o horon halkasında kemençe durana kadar ben hep var oluyorum’ diye konuştu.’KEMENÇEYE DENK GELİNCE İŞE GEÇ KALIYORUM’Horon tutkusu nedeniyle başına ilginç şeyler de geldiğini belirten Çakır ‘Arkadaşlarla çay içiyorduk, o sırada kemençe çaldı, elimdeki çayı fırlatarak horona kalktım, biraz tehlikeli olmuştu. Bazen sokakta çok acelem olduğunda kemençe sesine denk geliyorum, mecbur horon edeceğim ama işime de geç kalıyorum. Horon ederek yoluma devam ediyorum. Bazen işten çıktığımda eve gitmiyorum rastgele bir düğün salonuna gidiyorum, tanıdık tanımadık fark etmiyor. Giriyorum horon halkasına, horon ediyorum, eğleniyorum, sonra evime gidiyorum’ dedi.RÖPORTAJDA ZOR ANLARRöportaj sırasında çevreden gelen kemençe sesini duyan Çakır, dayanamayarak horon oynamaya başladı. Röportaj sırasında zor anlar yaşayan Çakır’ın bu durumunu fark edenler, ‘müziği kapatın da, çocuk da dursun’ diyerek müziği açanları uyardı.’KEMENÇE VE HORONA AŞIK’Sercan Çakır’ın arkadaşı Muhammet Aktaş, ‘Bende Karadenizliyim, kemençe duyunca dayanamıyorum, kalkıyoruz horona ama Sercan kadar uzun horon edemiyorum, bırakıyorum ama o oynamaya devam ediyor. Kemençe ve horona aşıkö diye konuştu.Sercan Çakır’ı horon ederken ilgiyle izleyen kent sakini Necati Tuzcu da, ‘Karadenizlinin bir huyu vardır. Hamsi yedi mi kemikleri başlar oynamaya. Bende hamsi yedim mi kemençe sesi duyunca yerimde duramıyorum. Sercan kadar oynayamayız, o 24 saat oynuyor’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Sercan Çakır’ın Caddede horon etmesi-Sercan’ın horonunu izleyenler-Sercan Çakır ile röportaj-Horonu izleyenlerle röportaj-Sercan’ın daha önceki horon görüntülerHaber-Kamera: Arzu ERBAŞ/RİZE-DHA=====================Geert Wilders konulu karikatür yarışmasıERZURUM’da Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED), Hollandalı İslam karşıtı politikacı Geert Wilders temalı karikatür yarışması düzenledi.Hollandalı İslam karşıtı sağ popülist politikacı Geert Wilders’in geçen sene iptal ettiği ve Peygamber Efendimizi hedef alan karikatür yarışmasını geçtiğimiz hafta yeniden düzenledi. Geçtiğimiz Pazar günü Twitter adresinden birinci olduğunu ilan ettiği karikatürü yayınlayan Wilders’e tepki için ASİMED, benzer bir yarışma organize etti. 1 Ocak’ta başlayan Geert Wilders temalı karikatür yarışmasına müracaatlar 10 Ocak’ta sona erecek. Yapılacak değerlendirme sonucunda birinci olacak esere 750 TL, ikinciye 500 TL, üçüncüye ise 250 TL ödül verilecek. Yarışmaya başvuru yapan tüm karikatürler sergilenecek ve dereceye girenler özel olarak Geert Wilders’a gönderilecek.Hollanda’da Hürriyet Partisi lideri Geert Wilders’in Türk-İslam düşmanlığıyla sık sık gündeme geldiğini belirten ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, ‘Wilders’in en açık politikalarından biri, Türkiye’yi hiçbir şartta Avrupa Birliği’ne istememesidir. İslamofobinin Avrupa’daki en önde gelen figürlerinden olan ırkçı Wilders, her fırsatta Peygamber Efendimiz aleyhinde küstahça çıkışlarda bulunup, İslamiyet’i ve Müslümanları aşağılama çabasına girmektedir’ dedi.  Wilders’in geçtiğimiz günlerde Peygamber Efendimizi hedef alan ödüllü bir yarışma düzenlediğini hatırlatan Eğilmez, ‘Profesyonel bir provokatör olan Wilders’in en büyük hayallerinden birisi, haçlı mantığı ile Avrupa’daki Müslümanların tümünü kıtadan sürmek ve dünyadaki tüm Müslümanları da köleleştirmektir. Türklere karşı da özel bir kini olan ırkçı Wilders, her fırsatta ülkemiz aleyhinde aslı astarı olmayan iddialar ortaya atarak, kıta Avrupa’sının da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kesin bir tavır alması gerektiğini savunuyor. Biz de dernek olarak bu saygısız ve seviyesiz Wilders hakkında ‘Irkçı, Türk-İslam Düşmanı Geert Wilders’ temalı bir karikatür yarışması düzenliyoruz. 1’inciye 750 TL, 2’nciye 500 TL, 3’üncüye 250 TL ödül vereceğimiz yarışmaya başvurular, 1 Ocak’ta başladı, 10 Ocak’ta sona erecektir. Yarışmaya katılmak isteyenler çizimlerini, iletişim bilgileriyle ‘[email protected] adresine gönderebilirler’ diye konuştu. Yarışmaya başvuru yapan tüm karikatürlerin sergileneceğini dereceye girenlerin de Geert Wilders’a gönderileceğini ifade eden Eğilmez, ‘Yarışmayı düzenlemekte temel amacımız, ırkçı Geert Wilders’in küstah ve alçak tavırlarına karşı sessiz kalmayıp, şahsın gerçek yüzünü, Türk halkının çizimleriyle dünya kamuoyuna anlatmaktır. İnsanımızın sahip olduğu mizah ve hiciv yeteneğini düşünürsek, güzel ve anlamlı karikatürlerin geleceğinden hiç şüphemiz yok’ dedi. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Savaş Eğilmez’in bilgisayarda çalışması-Eğilmez’in odasından görüntü-Hazırlanan afişin görüntüsü-Savaş Eğilmez ile röpHaber: Salih TEKİN – Kamera: Zafer KUMRU / ERZURUM, ================================ 

Bir önceki yazımız olan Antalya'da 'Baba Parası' filminin galası yapıldı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*