Dha yurt bülteni – 5

Antalya Sağlık Müdürlüğü, korkunç iddiayı yalanladı Antalya İl Sağlık Müdürü Dr. Ünal Hülür, Alanya ilçesinde 17 yaşındaki Rus turist Sofya Lanshakova’nın hastanede öldürüldükten sonra organlarının çalındığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, organların Adli Tıp’ta inceleme için tutulduğunu söyledi.Mahmutlar Mahallesi’ndeki bir restoranda ailesiyle 13 Temmuz günü öğle saatlerinde yemek yedikten sonra midesinden rahatsızlanan Sofya Lanshakova, aynı mahalledeki sağlık ocağına götürüldü. Buradaki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Alanya Özel Yaşam Hastanesi’ne sevk edilen Sofya Lanshakova, doktorların çabasına rağmen yaşamını yitirdi. Genç kızın cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.BABADAN KORKUNÇ İDDİARusya’da yayın yapan televizyon kanalı TVK6, olayla ilgili korkunç bir iddia ortaya attı. Sofya Lanshakova’nın babası, kızının tedavi için gittiği özel bir hastanede öldürüldüğünü, daha sonra da organlarının çalınarak karaborsada satıldığını ileri sürdü. Kızının apandist teşhisiyle tedaviye alındığını belirten baba, kendilerine verilen cesette genç kızın rahminin yanı sıra bazı organlarının olmadığını savundu.İL SAĞLIK MÜDÜRÜ AÇIKLAMA YAPTIUlusal ve uluslararası medyada ‘Rus turist hastanede öldürüldü, organları çalındı’ başlığıyla yer alan haberle ilgili Antalya İl Sağlık Müdürü Dr. Ünal Hülür açıklama yaptı. Olayla ilgili inceleme başlattıklarını aktaran Hülür, ‘Yapılan incelemeye göre; Rus uyruklu 17 yaşındaki hasta, 13.07.2019 saat 13.45’te Alanya’da özel bir hastaneye ambulansla akut apandisit ön tanısı ile getirilmiştir. Burada yapılan tetkikler neticesinde gerekli tıbbi müdahaleler ivedilikle ve titizlikle yapılmış ancak hasta tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Hastanın ölümü, batın bölgesinde yoğun sıvı birikimi olmasından dolayı müdahale eden doktorlar tarafından ‘şüpheli’ olarak değerlendirildiğinden ilgili yasalar gereği adli mercilere bildirilmiştir. Daha sonra cenaze adli prosedürler gereği, otopsi için savcı kontrolünde jandarmaya imza ve tutanak karşılığında teslim edilmiştir’ dedi.ORGANLAR İNCELEME İÇİN ADLİ TIPTAOtopside toksikolojik ve histopatolojik incelemeler için uterus (rahim) ve overlerin (yumurtalıklar) bütün olarak alındığı belirtilen Ünal Hülür, ‘İnceleme için alınan organ ve dokular Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği uyarınca 1 yıl muhafaza edilmektedir. İl Sağlık Müdürlüğü’müzün yaptığı inceleme neticesinden de anlaşılacağı üzere hastanın organlarının çalınması gibi bir durum asla söz konusu değildir. Otopsi sırasında alınan doku örnekleri yönetmelik uyarınca muhafaza edilmekte, talep edilmesi halinde aileye teslim edilmektedir. Olayın bu kadar açık olmasına rağmen, gerek insan kaynağı gerekse tıbbi donanımıyla nitelikli sağlık hizmeti verilen ülkemizde bu tür haberlerin yer alması oldukça üzücü ve düşündürücüdür. Aynı zamanda bu tür haberler, kaliteli sağlık hizmetini özveriyle sunan, tıp etiğine bağlı sağlık çalışanlarımıza yapılmış büyük bir haksızlıktır’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Adli tıp dış planİl sağlık müdürü Ünal Hülür açıklamaSofya Lanshakova fotoğraflarıHaber: Hasan DEMİRBAŞ- Kamera: Süleyman EKİN/ANTALYA-DHA)==================Mahalle sakinleri bozulan yolların onarılması için yürüyüş yaptıManisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Yeşilyurt Mahallesi sakinleri, 3 yıl önce altyapı çalışması için kazılan cadde ve sokaklarına düzenleme yapılmasını istedi. Mahalleliler seslerini duyurmak amacıyla yürüyüş düzenledi.Yeşilyurt Mahalle sakinleri, Manisa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’nce 3 yıl önce yapılan kanalizasyon ve içme suyu çalışmalarında yolların kazıldığı için bozulduğunu; kışın çamur, yazın ise toz yüzünden sıkıntı yaşadıklarını belirterek, seslerini duyurmak amacıyla yürüyüş düzenledi. Yeşilyurt kapalı pazar yerinde dün  saat 18.00 sıralarında toplanan 700 kişilik grup, İnönü Caddesi üzerinden yaklaşık 1 kilometre yürüdü. Yürüyüş, mahalle meydanında son buldu. Yürüyüşü organize eden mahalle sakini Uğur Akçay (30), ‘Amacımız, yaklaşık 3 yıldır, asfalt ve taş döşenmeyen yollarımızdan kalkan tozların insana ve çevremize verdiği zararlara dikkat çekmek. Yürüyüşümüzün herhangi bir siyasi amacı yoktur’ dedi. Basın açıklamasını okuyan mahalle sakinlerinden Hafize Hilal Günay (18), ‘3 sene önce kanalizasyon ve içme suyu sistemlerinin yenilenmesi için çalışma başlatılmış, yollarımız kazılmıştır. 3 yıl geçmesine rağmen yollar yapılmamış ve bölge halkı kışın çamur, yazın ise toz deryasında yaşamaya mahkum bırakılmıştır. Bu mağduriyetlerin giderilmemesi mahalle sakinlerimizin tepki göstermesine neden olmuştur’ diye konuştu. Açıklamanın ardından topluluk dağıldı.Görüntü Dökümü————-Yürüyüşten görüntüVatandaşlarla röp.AçıklamaHaber- Kamera: Nurettin DOĞAN / ALAŞEHİR (Manisa), ===================Amatör tiyatrocular kadın cinayetlerine dikkat çekti Düzce’de amatör tiyatro oyuncuları, Emine Bulut’un eski eşi tarafından kızının gözü önünde bıçaklanarak öldürüldüğü anın cep telefonu kamerasıyla kaydedilip, sosyal medyaya yayınlanmasına dikkat çekmek için mini bir oyun sergiledi.Bir kafetreryada sergilenen oyunda, oyunculardan biri rol gereği sevgilisi olan kadına şiddet uygularken, başka bir masada oturan erkek oyuncu video çekiyor. Şiddet gören kadının arkasında oturan başka bir kadın ise olayı ayırmaya çalışırken, videoyu çekene tepki gösterip, polis ile ambulansı aramasını söylüyor.’SEYİRCİ SEVERİZ AMA BU OLAYLARA SEYİRCİ KALINMASIN’Amatör tiyatro oyuncusu İsa Gülaçtı, ‘Son zamanlarda kadına şiddetle ilgili çok üzücü olaylar yaşanıyor. İnsanların duyarsızlığı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demesi, bunu internette kullanmaya çalışmaları gibi. Biz de buna dikkat çekmek istedik. İnsanların bu tip olaylara seyirci kalmasını istemiyoruz. Biz seyirci seven tiyatrocular, bu olaylara seyirci kalınmasını istemiyoruz.  Her zaman annelerimizin, ablalarımız ve kardeşlerimizin yanında olacağız’ dedi.’KURTARANIMIZ OLMASADA BİR GÖRÜNTÜMÜZ MUTLAKA OLACAK’Oyunculardan Merve Şahin de ‘Emine Bulut vakasında gördüğümüz gibi insanlar polisi yada ambulansı aramak yerine video çekiyorlar. Bu konuya dikkat çekmek istedik. Emine Bulut cinayeti gösterdi ki kurtaranımız olmasa da görüntümüz mutlaka sosyal medyada görünecektir’ diye konuştu.Görüntü Dökümü————–Oyundan görüntülerErkek şahsın sözde sevgilisine şiddet uygularken görüntüsüOlayı ayırmaya çalışan kadının görüntüsüVideo çeken şahsın görüntüsüOlayı ayırmaya çalışan kadının tepkisiİsa Gülaçtı ile röpMerve Şahin ile röp ve detaylarHABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE, ===================Zimmet sanığı: Aldığım parayı fazlasıyla iade ettim, tahliyemi istiyorum Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü’nde görevli maaş mutemedi olan kişilerin de aralarında bulunduğu, 6’sı tutuklu 7 sanığın, yaklaşık 4,5 milyon lirayı zimmetlerine geçirdikleri iddiasıyla yargılanmalarına başlandı. Zimmetine 425 bin 132,57 TL geçiren sanıklardan Orhan P., ‘Bana yatan parayı tutuklamadan önce fazlasıyla iade ettim. 458 bin TL geri ödedim. Devletin zararı kalmamıştır. Bu nedenle tutuksuz yargılanmak istiyorum’ dedi.Halk Sağlığı Müdürlüğü’nde veri hazırlama kontrol işletmeni ve mutemet İsrafil A. (54), muhasebe biriminde çalışan Adem K. (40), hizmetli Ahmet A. (59) ile İl Sağlık Müdürlüğü muhasebe biriminde şef olan Yusuf T. (55), mutemet Fatih O. (46), maaş ödeme emri belgelerinde düzenleyen olarak imzası bulunan kurumdan emekli Orhan P. (63) ve İsrafil A.’nın kurumla bağlantısı olmayan oğlu A.A.(22) hakkında ‘zimmet’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında geçen Aralık ayında gözaltına alınan 6 şüpheli tutuklanırken A.A. serbest bırakıldı. 6’sı tutuklu 7 şüpheli hakkında Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde  ‘zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve zincirleme şekilde zimmet’ suçlarından 12’şer yıl 10’ar aydan 45’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.Davanın iddianamesinde, İsrafil A.’nın görevi kapsamında kendisine verilen şifre ve tanınan mail ile sözleşme yapılan bankalara ödeme yapılacak personelin tahakkuk eden ödeme belgelerinde, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından onaylandıktan sonra değişiklik yaptığı ve ‘text’ dosyası ile kendi maaş hesabı ile diğer 5 kişinin hesaplarına para gönderdiğinin tespit edildiği anlatıldı. İsrafil A.’nın, 2006’dan 2018 yılının Aralık ayına kadar toplam 1 milyon 665 bin 415,77 TL tutarında parayı hesabına gönderdiğinin tespit edildiği kaydedilen iddianamede memur olmayan oğlu A.A.’nın banka hesabına da promosyon, maaş ödemesi ve ‘aile sağlığı merkezi gideri’ adı altında 2016 ile 2017 arasında 7 defada toplam 31 bin 235,09 TL gönderdiği bildirildi.İddianamede İsrafil A.’nın, Adem K.’nin hesabına 1 milyon 56 bin 381,45 TL, Yusuf T.’nin 434 bin 954,72 TL, Orhan P.’nin hesabına 425 bin 132,57 TL, Ahmet A.’nın hesabına 479 bin 871,33 TL aktardığı kaydedildi.Fatih O.’nun da İsrafil A.’nın kullandığı yöntem ile 301 bin 803,38 TL parayı zimmetine geçirdiği ifade edilen iddianamede, kurumun toplam 4 milyon 394 bin 794 TL zarara uğratıldığı vurgulandı.YARGILAMA BAŞLADI    1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, biri tutuksuz 7 sanık ve avukatlar hazır bulundu. Hesabına yatan parayı tutuklanmadan önce fazlasıyla iade ettiğini savunan Orhan P. ‘Ben 425 bin para aldım, 458 bin TL geri ödedim. Devletin zararı kalmamıştır. Bu nedenle tutuksuz yargılanmak istiyorum. Tahliyemi talep ederim’ dedi.1 milyon 665 bin 415,77 TL’yi zimmetine geçirdiği tespit edilen İsrafil A. kendisine 3 ay para aktarımı olduğunu iddia ederek, ”Bunu yapmayın’ diye ikazım oldu. Bu olaydan dolayı 3  bin 500 lira cebimize para girdi. Diğer zimmet olayları haricinde. Ben veri hazırlama işletmeni olarak görev yapıyordum. Aile hekimlerinin maaşlarını ben düzenliyordum. Benim yapmış olduğum hesaplamalarda zararın 700- 800 bin TL olduğunu düşünüyorum. Tutuksuz yargılanmak istiyorum. En azından dışarda olursam zararı gidermek istiyorum. Tahliyemi talep ediyorum’ diye konuştu.Haber: Hümeyra PARDELİ/ERZURUM, – ===================Urartu köyü ayağa kaldırılıyor Tarihi Van Kalesi ve çevresinde yürütülen kazı çalışmalarında, ilk defa bir Urartu Konağı ve Urartu Mahallesi gün yüzüne çıkartılıyor. Anadolu’da 3 yüzyıl hüküm süren imparatorluklardan bir tanesi olan Urartular ile ilgili kazı çalışmaları devam ederken bu kazılar sayesinde Urartular’ın sosyal yaşamlarına dair önemli bilgilere erişilmesi bekleniyor. Bu bilgiler ışığında bir Urartu Konağı ve Urartu Mahallesi ortaya çıkarılacak.İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar, ‘Yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanda Urartu Köyü’nü ayağa kaldırıyoruz. Gelecek yıllarda belki insanlar bu alanlarda Urartu yaşamının, insanının 3 bin yıl önce nasıl yaşadığını, tandırıyla, ocağıyla, belki mobilyasıyla bütün donanımlarıyla birlikte burada görecek. İlk defa bir Urartu Konağı bir Urartu Mahallesi komple ayağı kalkıyor. Bütün Urartu coğrafyası için çok sevindirici çalışma’ diye konuştu. Urartu Krallığı’nın başkenti Tuşba’nın merkezi olan, yaklaşık 3 bin yıldır ayakta bulunan Van Kalesi ve çevresinde 10 yıl önce kazı çalışması başlatıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları, bu yıl da devam ediyor. Kazı çalışmaları eski Van şehri, kalesi ve höyüğünde devam ederken, Türkiye’nin birçok üniversitesinden, alanında uzman 50 kişilik ekip çalışmaları sürdürüyor. URARTU KONAĞI AYAĞA KALDIRILIYORDoğu Anadolu Bölgesi’nin 7 bin yıllık tarihinin ortaya çıkarıldığı kazı çalışmalarında bu yıl özellikle Urartuların yaşadığı konutlar ayağa kaldırılıyor. Kazı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Kazı başkanı Doç. Dr. Konyar, Kültür Bakanlığı’nın izniyle İstanbul Üniversitesi adına yaptıkları Van Kalesi ve Höyüğü kazı çalışmalarında bu yıl üçüncü ayına girdiklerini söyledi. Yaklaşık 20 gün daha bu kazı çalışmalarına devam edeceklerini belirten Doç. Dr. Konyar, şimdiye kadar höyük alanlarında Urartu Konutları’nın görünürlüğünü yakalayamadıklarını söyledi. Bu yıl yaptıkları 3 aylık çalışmada pasif koruma uygulaması yürüttüklerini belirten Konyar, ‘Yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanda aslında Urartu Köyü’nü ayağa kaldırıyoruz. Gelecek yıllar belki insanlar bu alanlarda Urartu yaşamının, insanının 3 bin yıl önce nasıl yaşadığını, tandırıyla ocağıyla belki mobilyasıyla bütün donanımlarıyla birlikte burada görecek. İlk defa bir Urartu konağı bir Urartu Mahallesi komple ayağı kalkıyor. Bütün Urartu coğrafyası çok sevindirici çalışma’ diye konuştu.  ÇOK ÖNEMLİ BİR PROJEMarmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu ise uzun yıllardır Urartu çalıştıklarını ve bu yıl Van Kalesi Höyüğü’nde ortaya çıkarılmış yaklaşık 10 odalı 400 metrekare bir alanı kaplayan bir Urartu konağının konservasyonu üzerinde yoğunlaştıklarını söyledi. Prof. Dr. Köroğlu, ‘Bu çok önemli bir proje. Ülkemizde restorasyon ve konservasyon çalışmaları her zaman tartışmalıdır. Kerpiç konservasyonu ve restorasyonu bunlardan en zoru olanıdır. Buradaki proje kültür varlıklarımızın ortaya çıkması kadar bu varlıkların kerpiç kadar zor olsa bile korunması konusunda odaklanmış durumdayız. Çok uzun yıllar bunun nasıl yapılacağı konusunda tartışmalar yürüttük. En sonunda bunun kendi malzemesi ile eski yöntemlerle Urartu kerpiçlerine en yakın kerpiçleri dökerek bu yapıları koruma altına aldık. Bu çalışmayla özgün yapıyı bozmadan planı koruduğu gördük’ dedi.Kazı ekibinin yaptığı çalışmalarla ayağa kaldırılan yapının bir konak olabileceğini aktaran Prof. Dr. Köroğlu, ‘Ortada sütunlu bir mekan var ve yanlarında da odalar var. Buralar kerpiçten ve taş temelli inşa edilmiş. Yaklaşık 400 metrekareyi bulan bir büyüklük normal bir sivil kullanım için bugün içinde o gün içinde fazla. O gün şartlarına bakarsak eğer bu mekan ya soylu bir aileye aitti ya da idari bir mekandı. Bununla ilgili analizler devam ediyor. Bu yapı yapıldıktan bir süre sonra yıkılmış. ve sonra aynı planda yeniden inşa edilmiş. Bu tahribat sadece bu yapıda görülmüyor. Bunu belirledikten sonra başka yapılardaki benzer yapıları anlamlandırmaya başladık. Yani Urartu tarihinde bir ara dönem bir yıkım süreci yaşanmış’ dedi.  URARTULARIN ALT YAPI ÇALIŞMALARI İNCELENİYORUrartuların bu binaları yapmadan önce ne tür bir alt yapı çalışmaları yürüttüklerini de araştırıldığını belirten Prof. Dr. Köroğlu, bu konuda da kazı ekibinde yer alan Mardin Artuklu Üniversitesi Arkeoloji bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bülent Genç’in çalışma yürüttüğünü söyledi.Prof. Dr. Köroğlu, ‘Kazı ekibinde yer alan Dr. Öğretim üyesi Bülent Genç’in çalışma yürüttüğü alanda Urartuların bu yapıları yapmadan önce drenaj sistemi oluşturduğunu, yapıların içini etkileyebilecek sulardan kurtulmak için günümüzde bugün borular döşeniyor, Urartuların buna benzeyen kanal sistemleri geliştirdiklerini görüyoruz’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Drone ile kazı alanından genel görüntü-Kazı alanından detaylar-Urartulara ait konaktan detaylar-İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar ile röportaj-Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu ile röportajGülay KUYUCU- Orhan AŞAN/VAN, ===================’Kulluk’ geleneğinin sürdürüldüğü köye ‘Semah’ heykeli dikildi Elazığ’ın Keban ilçesinde, Orta Asya’dan gelen ‘kulluk’ geleneğinin sürdürüldüğü Nimri köyünde, ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy’un hazırladığı ‘Semah’ adlı mermer heykeli törenle dikildi.Keban’a bağlı Nimri köyünün sakinleri, Orta Asya geleneği olan, günümüzde Güney Amerika, Sibirya, Kuzey Kanada, İşviçre ve Portekiz gibi dünyanın birçok yerinde sürdürülen ve insanların özellikle kış aylarında yönlerini bulmasına yarayan ‘kulluk’ geleneğini yaşatmak için proje başlattı. Proje kapsamında Proje kapsamında ‘kulluk’tan esinlenerek, ‘Semah’ adlı mermer bir heykel yapan heykeltıraş Mehmet Aksoy’un eseri Nimri köyünde düzenlenen törenle dikildi.’ÜST ÜSTE KONULAN TAŞLAR DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE VAR’Üst üste bırakılan taşların dünyanın birçok yerinde olduğunu söyleyen heykeltıraş Mehmet Aksoy, kulluk geleneğinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Aksoy, ‘Burada üst üste taşlar konmuş, bir işaret gibi bir yerleri gösteriyor. Üst üste konulan taşlar dünyanın birçok yerinde var. Mesela bizim köyde de var. Bizim oralarda ‘koru’ diyorlar, burada ise ‘kulluk’ diyorlar. Yani bu arazi bana ait demek. Benim için dünyada en aktüel şey, bozulan insan doğa ilişkisi. İnsan artık insanlığını unuttu. Teknoloji ilerledikçe her şeyi alt edeceğimizi, doğayı yeneceğimizi düşündük. Büyükşehirlerde beton içerisinde yaşıyoruz. Biraz doğa var biraz hasret çeker. Bende bunu hatırlatmak için, burada eski arkaik bir figüre çekip, günümüze getirdim. Bunun adı Semah. Semah ne demek? Semah dönenlere bakıyorsun, bir eli göğü gösteriyor, bir eli de yeri gösteriyor. Buradaki şaman da aslında gökteki enerjiyi yere, yerdeki enerjiyi de göğe çıkaran iletken bir insan. Bu unutulan bir şey. İnsan kendi enerjisini unutuyor günümüzde. İnsan devamlı makineleşiyor. Elimizi ayağımızı unuttuk. Bu nedenle bu heykeli çok aktüel buluyorum’ dedi.40 YIL ÖNCE YOK OLAN YAPITLARI YENİDEN İNŞA EDECEKYön bulmanın yanı sıra, insan ve doğa arasında manevi bir güç kurduğuna inanılan ‘kulluk’, taşların üst üste dizilip ardından tepesine sopa koyarak, sopanın da başına at ya da sığır kafası iskeletinin oturtulmasıyla oluşturuluyor. Türkiye’de bu geleneği sürdüren Nimri Köyü’nün sakinleri, ‘kulluk’un unutulmasını istemiyor. Bu nedenle, Nimri Köyü Sanat Projesi’ni hayata geçiren köylüler, 40 yıl önce yok olan yapıtları yeniden inşa edecek. Görüntü Dökümü——–Semah heykelinden görüntü Heykelin önünde bağlama çalan kişilerden görüntü Röportaj Genel ve detay görüntüHaber- Kamera: Erkan BAY/KEBAN (Elazığ),

Bir önceki yazımız olan Gölgesine bıraktığı dut ağacı aracını pert etti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*